Perşembe, Mart 21, 2013

Resimlerle Hayat Bazen...



İMKANSIZ OLANI BAŞARMAK

PEK HOŞUNA GİTMESE DE SABRETMEK



TÜM ZAYIFLIĞINA RAĞMEN GÜÇLÜ DURMAK


HER ŞEY YOLUNDAYMIŞ GİBİ DEVAM ETMEK



BAZEN YALNIZLAŞMAK

ÇİZGİNDEN BİR AN OLSUN UZAKLAŞMADAN GEREKENİ YAPMAK


EVDEN DIŞARI ÇIKMAK İSTEMESEK DE SORUMLULUKLARI YERİNE GETİRMEK.

HATIRALARLA SAVAŞMAK

DAĞITMAK

BAŞA ÇIKABİLECEĞİNİ ÖĞRENMEK

ASIL KORKUTUCU OLANIN OLAYA BAKIŞ AÇINDAN  ÖTÜRÜ OLDUĞUNU FARK ETMEK.


VE SONUN DA OLGUNLAŞMAK...


Bu resimler hayatta yaşadıklarımızın sadece bir kısmını canlandırıyor...
Küçük farklı film karelerinden, eski ve  yeni değişen pek bir şey yok gibi.
Hissettiklerimiz, duygularımız, hayal kırıklıklarımız, sevinçlerimiz tepkilerimiz.
Ama topluma bakıyorum eskisi gibi değil sanki filmlerde ki acılar da sevinçler de bu kadar aynıyken nasıl oluyor da toplum bu kadar farklı...
Masumiyet ? 
Bence tamamıyla masumiyet farkı...











Pazar, Mart 17, 2013

Zaman




-Eşe dosta ''Uzun zaman oldu görmüyorum... Nasıl? Neler yapıyor?'' demişsin.
İyi haberlerimi dinleyip, egon incinerek buruk bir şekilde ''Selam'' söylemişsin...

Düşündüm tabi  onların dediği kadar iyi miyim? diye.

Zamanla azalıyor insan.
Ben aynı ben, fakat eski alışkanlıkları eksilttim biraz ...
Mesela eskisi kadar sevdiğim şarkıları dinlemiyorum. 
Daha az giriyorum eve, daha çok seyahat ediyorum.
Kahveyi bile azalttım sütsüz ve şekersiz artık.
Daha az uyuyor, daha az yiyorum çok sevdiğimiz havuçlu keki.
Hep gittiğimiz mekanı yoğunluktan teğet geçiyorum.

Dediğim gibi eksilttim biraz.

Ben de artık seni koyacak hiç bir yer kalmamış...

Sevgiler Nes






Cuma, Mart 15, 2013

Kahve Kaşığı




Kimsenin dikkatini çekmez bilirim  ama ben kahve içerken karıştırmak için çay kaşığı istemiyorum.
Büyük bir incelikle ''Kahve için kaşık alabilir miyim?'' diyorum
Dilim bile varmıyorken neden bu aitlik hissi?
 Kim demiş çay kaşığının kahveyi karıştırabileceğini?
Formatları bile farklı yanında sırıtmaz mı şimdi?
Herkes yerini bilmeli...
Benim için küçük bir ayrıntı bile bu kadar mühimken.
Senin başkalarına karışmana içerlemez miyim ben?

Sevgiler Nes

Çarşamba, Mart 13, 2013

Bir Röportaj Hikayesi



Röportaj teklifi geldiğindeki heyecanımı anlatamam.
İlk defa fikirlerimle ben buradayım diyecektim.
İlk defa kendimi anlatacaktım. 
İnsanın kendini anlatmasının ne kadar zor olduğunu o gün anlayacaktım.
Heyecanla Cengizhan beyin teklifini kabul ettim.
Evo's Angels kurucularından Evren'i aradım bilgilendirdim...
''İste gerçek dostlar'' dedim Evren ve Evrim Yaşlak.
 Biz birbirini daima bir adım ileri götürmeyi hedefleyen insanlar olduk.
Haset ve fesatlıklardan uzak, yani insanın kendisi gibi dostlar bulması ne güzel şey...
Cengizhan bey ile 1 sene önce Evren vasıtasıyla tanımıştım.
Takip edip, bana böyle bir teklifle gelmesi benim için bir mutluluktu.
Bir kez daha teker teker teşekkür ediyorum.
NE MUTLU İYİ Kİ HAYATIMDALAR...


Röportajı yapan www.kırmızıturk.com sitesine, Aheste dergisine, yazılı basında Şamata, Ankara Life dergilerine ve aracı olan www.evosangels.com 'a teşekkür ederim..




Cuma, Mart 08, 2013

Rüya



Christian Dior'un çekimlerinden bir kareye uzunca bir süre takılı kalıyorum.
Ne çok şey anlatmış meğerse.
Sizin hiç böyle anlarınız oldu mu?
En şık kıyafetinizle iken hayal kırıklıklarının olduğu bir tiyatro sahnesi..?
Oysa güzel giyinen esas kız ya da oğlanın hakkı hiç yenir miydi?
''Dünya rüya içinde rüyadır'' demişti Ahmet Ümit
Bu bir rüyaydı belli ki...
Gösterişli kıyafetler rolü değiştirir miydi?
Çok güzel bir akşam ansızın, yaşama tutunma telaşından vakit bulup da üzdüler mi seni ?
En güzel elbiselerinle makyajın akarak evine döndün mü 
ya da kravatı gevşetip ''hava almaya çıkıyorum'' bahanesiyle arabaya binip uzaklaştın mı hiç?
Yalnızlık iyidir demedin mi kendine?
Kırılmaktan yorulup da dönmediğin telefonlar peki?
Çok şaşalı bir mekanda üstüne basıp geçtin mi her şeyin?
Ben yaptım, ama yarım kalan hiç bir şeyin de dönüp hesabını sormadım.
Bütün suçu elbiseye attım ve en sade kıyafetlerimi giyinip en büyük mutlulukların bazen en gösterişsiz anlarda saklı olduğuna inandırdım kendimi...

Sevgiler Nes





Cumartesi, Mart 02, 2013

Nazım Aşkı...



Nazım Hikmet monogam bir insan değildi...

Monogami'ye uzak olan her şeye karşıyken yine de bazı istisnai durumlara saygıyla eğildiğim zamanlar var...
Nazım Hikmet sadece Piraye'ye olan sevgisiyle anıldı. 
Bir erkeğin hayatına bir çok kişi girebilir ama bir kişinin çok ayrı bir yeri olabilir diye düşündüm birden.
Yanılıyor olabilirim.
Yoruma çok açık bir konu olsa da, en azından bir kadına böyle hissettirebildiyse bir erkek ne mutlu ona...

Piraye'den Nazıma Mektup

''Bir defter al hatıralarını, her gün duyduklarını yaz. Eminim ki mektupların kadar güzel olacaktı.
Beni şimdiye kadar hiç üzmedin, böyle kötü şeyler düşünme.
Güler yüzlü olur muyum bilmem ama, senin yanında her zaman dünyanın en bahtiyar kadını idim, öyle de kalacağım. Kocasından on sene sonra, atıldığı hapisten hala aşk mektupları alan kadının bahtiyar olmaması için ancak deli olması lazım. Sen en güzel senelerini bana verdin, en güzel aşk şiirlerini bana yazdın. En kuvvetli yazılarını benim yanımda yazdın, bütün eserlerinde benden bir parça var.
Yüzündeki birkaç çizgi de benim yüzümden olmadı mı Nazım?
Seninle ben aynı insanız gibi geliyor bana. Sen ağladığın zaman ağlamak, güldüğün zaman gülmek istiyorum...''

Nazım Hikmet Öteki Defterler

Öne Çıkan Yayın

Sevmekte yorulur

Sevmekte yorulur. Defalarca sana anlatmak istediğim şey buydu aslında. Bir elin hep kapının kulpunda olduğu için anlayamadın sen ...

Blog Arşivi