Nazım Hikmet monogam bir insan değildi...
Monogami'ye uzak olan her şeye karşıyken yine de bazı istisnai durumlara saygıyla eğildiğim zamanlar var...
Nazım Hikmet sadece Piraye'ye olan sevgisiyle anıldı.
Bir erkeğin hayatına bir çok kişi girebilir ama bir kişinin çok ayrı bir yeri olabilir diye düşündüm birden.
Yanılıyor olabilirim.
Yoruma çok açık bir konu olsa da, en azından bir kadına böyle hissettirebildiyse bir erkek ne mutlu ona...
Piraye'den Nazıma Mektup
''Bir defter al hatıralarını, her gün duyduklarını yaz. Eminim ki mektupların kadar güzel olacaktı.
Beni şimdiye kadar hiç üzmedin, böyle kötü şeyler düşünme.
Güler yüzlü olur muyum bilmem ama, senin yanında her zaman dünyanın en bahtiyar kadını idim, öyle de kalacağım. Kocasından on sene sonra, atıldığı hapisten hala aşk mektupları alan kadının bahtiyar olmaması için ancak deli olması lazım. Sen en güzel senelerini bana verdin, en güzel aşk şiirlerini bana yazdın. En kuvvetli yazılarını benim yanımda yazdın, bütün eserlerinde benden bir parça var.
Yüzündeki birkaç çizgi de benim yüzümden olmadı mı Nazım?
Seninle ben aynı insanız gibi geliyor bana. Sen ağladığın zaman ağlamak, güldüğün zaman gülmek istiyorum...''
Nazım Hikmet Öteki Defterler
