Pazartesi, Ekim 08, 2012

İyi ki varsınız!!!


Her insanın şansını kendisi yarattığına inanalardandım...
İnananlardan dım! diyorum çünkü bir gün hiç ummadığım bir anda hayatımda aslında yapmayı en çok sevdiğim şeyin yazmak olduğunu bir kez daha farkettiren bir insan çıktı karşıma ...

Dik başlı bir kızım aslında; kuralları olan, toplum bilincine istemeden de olsa önem veren. 
Hedefim, çizgimi bozmadan ilerlemeye yönelikken;
sırf aileden torpili denilmesin diye annemin dergisinde yazmayı reddettim.
Hep zoru seçtim.
Lisedeyken sırf ailemin isteği diye; dil bölümüne girip  avukat olma idealim uğruna son sınıfta TM'ye geçtim.
Yine aynı şekilde  anne ve babamın uyarılarına rağmen Hukuk fakültesine girmiştim ''VİCDANIYLA CÜZDANI ARASINDA SIKIŞIP KALAN HAKİMLERİN, yıllarca süren ve geç tecelli eden hukuk savaşlarından dolayı çıkan mafya sisteminin popüler olmasına sebep olan bir ülkede haksızlığa dayanamayan ben, tüylerim diken diken bir biçimde Avukatlık yapamayacağımı idrak ettim 1.sınıfın başlarında... 
İç Mimar olacaktım  evet buna karar verdim ve tekrar annemin modaya girmem konusundaki baskısına kulak asmayıp mimar olarak okuldan mezun oldum...
Ne mi oldu?
Alaylıların bizden çok daha üstte olduğunu anladım... 
Türkiye'nin en iyi iç mimarının, mimarlık okumadığını çekirdekten yetişen bir marangozun oğlu olduğunu tesadüf eseri babasının ağzından duydum...
Ne mi oldu?
Diplomanın hem çok önemli bir şey olduğunu, ama hayatta atılmaya da geçiktiren bir sebep olduğunu öğrendim...
Bir gün birisiyle tanıştım. Beni tanımıyordu, sadece yazılarımın bazılarını biliyordu. 
Dergi projesini anlattıktan sonra ''editör olur musun?'' dediğinde. 
Şaşkındım...
Korktum biraz da nasıl olur du hiç profesyonel bakmamıştım bu olaya...
Annemin dergisinde tek kalem oynatmamışken. 
Karşısına geçip ben editör olacağım demiştim...
Moda bölümünde oku diye yalvaran anneme Fashion Week' i izlemeye gittiğimi söylemiştim...
2. senem olacak bu Aralıkta ve ben hala ilk gün ki heyecanla yazıyorum yazılarımı...
Bazı yazılarım üvey evlat bazılarım 100'lerce kez okunmalık... 
Ama bakıyorum geriye annelerimizin bizi bizden iyi tanıdığını düşünüyorum...
Bakıyorum geriye, hayatta tanıdığımız her insanın bir şans olduğunu, iyisiyle kötüsüyle bize çok şey öğrettiğini, büyüttüğünü ve kendimizi keşfetmemize yardımcı olduğunu düşünüyorum...
Başta  Melike Şimşek, Gülbenek Oğuz, olmak üzere aldığım mailler, yorumlar, tepkiler öyle güzel ki cesaretleniyorum...
Arada, sırada feministlik yapsam da ; kendi öz eleştirisini yapabilen erkek okuyucuların attığı mesajları, mailleri için teşekkür ediyorum. Özellikle her zaman yorumlarıyla beni yönlendiren Ahmet Arapkir'a.
Beni destekleyip paylaşan, sevincimi, yüreğinde hisseden tüm dostlarıma minnet borçuyum..
Hayatıma giren, girdiklerinden beri hayatımdaki tüm güzel adımlara vesile olan Evrim ve Evren Yaşlak' a 
Melek kalpli, her daim yanımda olduğunu hissettiren biricik anneleri Refah teyzeme, 
Evos angels ailesiyle birlikte tanıdığım birbirinden güzel  hep yanımda olan editör arkadaşlarıma Seda Pamuk, Esra Eba, Anisa Diko, Meltem Aydemir, Umay Şekerci ve aklıma gelmeyipte atladığım kim varsa hepsine
ama özellikle yüreği kadar kalemi de güçlü, geçmişi; yazı ve bir çok başarı ödülleriyle dolu olan anneme
 teşekkür ediyorum...
Siz olmasanız ben kendimi keşfedemezdim...
İyi ki varsınız...



















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

Sevmekte yorulur

Sevmekte yorulur. Defalarca sana anlatmak istediğim şey buydu aslında. Bir elin hep kapının kulpunda olduğu için anlayamadın sen ...

Blog Arşivi