Çarşamba, Ağustos 27, 2014

Zıpkın


Sanırım bukalemun bile bir senede benden daha az renk değiştiriyordur.
Her hafta kendimce plan geliştirip hiç birini uygulamaya koymuyorum.
Son zamanlarda eve girene kadar hiç bir şey düşünmemeye çalışıyorum.
Bin türlü bahaneler bulup geç kalmalarımı uzatıyorum çünkü ne kadar geçse bir o kadar az kafa yoracağımı biliyorum.
Bazı sabahlar bir daha uyumamacasına uyanıyorum.
Tekrar yatmam için üzerinden iki gün geçmesi gerekiyor.
Uykumu uyutup, uykumu unutuyorum.
Gelen her eş, dost, arkadaş davetine gidiyorum. 
Ne kadar sıkıcı olsa da erteliyorum hayatı. 
Ben niye sadece topuk yüksekliği ile etek uzunluğu hakkında konuşan kızlardan olamadım diye hayıflanıyorum.
''Tatile çık'' diyorum kendi kendime.
Sadece bir şişe güneş yağı ve bir kaç güzel kitap.
''İşim var'' deyip oturuyorum.
Filtre kahve içiyorum artık sert içine hiç süt koymadan. 
Eskiden yumuşatılmış kahveleri severdim daha bir aklımı başıma getirsin istiyorum.
''Aptal olma Nes, Aptal olma bir daha sakın''
Çevremden aldığım enerjiyle bazen konuşurken şarkı söylüyor, yürürken dans ediyorum eve gelince geçiyor pek tabi yine.
Her gün yeni birisiyle tanışıyorum, hatta dün bir turist bana yol sordu onu alışverişe götürdüm. :)
Kırmamaya çalışıyorum beni yolda durduran genci ama patavatsızlık da bir yere kadar çekiliyor tabi.
''... hastanesinde doktorum yolunuz düşerse beklerim'' diyor. 
''Hasta olayım, hatta dur ben bir öleyim de öyle geleyim'' diye cevaplar geçiyor içimden.
Çocuk anlıyor mu artık bilemem ''yani tabi misafir olarak yani hasta olmayın tabi diye'' kekeliyor.
Gülümsüyorum :) Nezaketle ret ediyorum.

Tabi ısrarla istikrarı birbirine karıştıranlar da var. Telefonum çalıyor genelde o zaman izin istiyorum ve uzaklaşıyorum.
Yok, yok ben tahammülsüzüm bence.
Annem yalnız olmama yoruyor sıkıntımı klasik anneler gibi.
''Kızım sen aşk oku atmaya çalışıyorsun da senin attığın zıpkın o yüzden olmuyor.'' diyor.
''Peki Hakuna Matata'' deyip geçiştiriyorum.
Kardeşimin yorumu ise uykusuzlukla birleştirince ''Kızım yoksa sen üstün zeka falan mısın? Ne kıskanırım haa! Baya bozulurum yani niye ben değilim diye üzülürüm şahsen'' diyor. :)
İçimdeki sessizliği yayınlamak nasıl imkansızsa, kafamdaki binlerce kez sorgulayıp çözüme ulaştıramadığım şeylerde o kadar tehlikeli.
Halının altına iteleyip tozu saklamakla geçiyor ömrüm.
Hatta hayatım film olsa ismi ''kaçırılan fırsatlar ya da ertelenen hayatlar'' gibi bir şey olurdu kesin.
Her neyse, belki lazım olur diye size küçük kesin bilgi;
 ''Beyler güçlü kadından etkilenip, drama kraliçelerini tercih ediyormuş. 
Bana yaramayacak ama belki siz kullanırsınız.
Annemin ''Zıpkın'' teşhisi sanırım doğru. 
Ben ayrılıkta ya da yalnızlıkta çok iyiyim.
Sevgiler Lady Nietzsche





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Öne Çıkan Yayın

Sevmekte yorulur

Sevmekte yorulur. Defalarca sana anlatmak istediğim şey buydu aslında. Bir elin hep kapının kulpunda olduğu için anlayamadın sen ...

Blog Arşivi