Cuma, Ocak 16, 2015

Bukowski'nin Yalnızlığı


Hiç yalnız hissetmedim kendimi.

Bir odada tek başıma kaldım, intiharın eşiğinde. Kendimi çok kötü hissettiğim oldu, ama hiçbir zaman birinin odaya girip kendimi daha iyi hissetmemi sağlayacağını düşünmedim? ya da birkaç kişinin.

Başka bir deyişle, yalnızlık beni hiçbir zaman rahatsız etmemiştir, çünkü yalnız kalmaya doyamam.

Ben kendimi insan dolu bir odada ya da tezahürat yapan seyircilerle dolu bir tribünde en yalnız hissederim.

Ibsen’den bir alıntı yapacağım: “En güçlü insanlar genellikle yalnızdır.” Hiçbir zaman içimden, “şuh bir sarışın içeri girince kendimi daha iyi hissedeceğim,” diye geçirmedim. Hayır, onun hiçbir yararı olmaz. İnsanları bilirsin, “Hey, Cuma akşamı, ne yapacağız? Burda kös kös oturacak mıyız?” Evet, kesinlikle. Çünkü yok dışarıda bir şey.Aptallık sadece.

Aptal insanlarla fingirdeyen aptal insanlar. Geceye koşa koşa çıkmak gibi bir ihtiyaç içinde olmadım hiçbir zaman. Barlarda gizlendim, çünkü fabrikalarda gizlenmek istemiyordum. Hepsi bu. Milyonlarca insan adına özür dilerim, ama ben kendimi hiçbir zaman yalnız hissetmedim. Kendimden hoşnutum.

Bildiğim en iyi eğlence kendimim. Biraz daha şarap içelim!

Eylül 1987


Çarşamba, Ocak 14, 2015

İyi Pilav Yapamayanla Evlenilmez!


Daha dün içimden geçirmiştim eski erkek arkadaşımın sözünü...
''İyi pilav yapamayanla evlenilmez.'' demişti.
Hoş bana pilavı iyi yapamadığım halde defalarca evlenme teklif etmişti.
Ne çekti çocuk benim elimden!
Sanırım sonradan sonraya ben de çekmişim, takıntı olmuş, ne zaman güzel pilav yapsam bir gurur kaynağı yaratmak için kendime övgü almaya çalışıyorum.
(-''TANE TANE OLMUŞ DEĞİL Mİ?)

Neyse,
Kız arkadaşı; kumral sevmesine rağmen benim ilk zamanlarım gibi sarışın.
Baya ikiz sayılırız görünüşte.
Büyük ihtimal pilav yapmayı da bilmiyor.
Evlenmeye karar almışlar hatta.
İstikrara bayılıyorum..!
Son veda konuşması benim için fazla dramatikti.
Ama bu onun içini rahatlatma biçimiydi
Unutulmaz bir öğüt bıraktı ne olursa olsun ''Bana ne yaptıysan bir daha başkasına yapma!'' 
Eskiden kalma alışkanlıktan ''hak etmişsindir'' dedim.
Velhasıl Kelam ben güzel pilav yapıyorum artık, iyi yapıyorum da ne oluyor?
Kumral/Esmer sevdiğini iddia eden adam yine bir sarışınla evlenirse.
Sevgi ve saygı da pilavdan ağır geliyorsa...
Bahanelere sığınanlara inanmayın!
Kimse için değişmeye çalışmayın, sizi kabul eden her halinizle kabul etsin.
LadyNietzche


Kafka ve Oyuncak Bebek


Hikayeye göre günün birinde Franz Kafka rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş.
Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış ve buluştuklarında kendisine okumuş:
“Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.” Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş.
Derken gün gelmiş, görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: “yolculuğum beni çok değiştirdi…”
Uzun yıllar sonra, artık bir yetişkin olmuş olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.”

May Benatar, Kafka & the Doll: The Pervasiveness of Loss,

Öne Çıkan Yayın

Sevmekte yorulur

Sevmekte yorulur. Defalarca sana anlatmak istediğim şey buydu aslında. Bir elin hep kapının kulpunda olduğu için anlayamadın sen ...

Blog Arşivi