Çarşamba, Eylül 26, 2012

Bozuk Kaset



Kız ''Gelme!'' dedi ...
Gelip de bir kez daha düzenimi alt üst etme...
Birbirlerini bu kadar iyi tanıdıklarından mıydı bir araya gelemeyişleri?
Defalarca denemişlerdi oysa...
Çocuk cesaretsizdi... 
Kız ''Gel!'' dediğinde gelmedi.
Kız cesaretsizdi.
Çocuk geleceğinde ''Dur!'' dedi
İkili delilikti onlarınkisi.
Bir daha geçmişe dönseler sımsıkı sarılıp bırakmazlardı birbirlerini belki .

Çocuk ''hala bir düzenim yok'' dedi.
Kız '' alışıksın spontane yaşamaya'' dedi.
Çocuk ''yalnız ol evde hep cips olsun'' diyorsun dedi ve ekledi ''yaşlanıyorum!''
Kız ağladı sonları hep bilindikti...
''Gelme!'' dedi bir kez daha...
Kızın dünyasında ona yer yoktu; aslında çocuğunda yoktu farkında değildi..
İki farklı ülkede birbirini anlayan bir çift...
Anlamasalardı acaba daha mı çok mutlu olurlardı ?
Ama çocuk anlayamıyordu ilk defa...
Kız düşündü sahiden onu sevmek nasıl bir şeydi? 
 Çekmecedeki kaseti koydu yine; çocuğun bin,bir emek doldurduğu şarkıları bir kez daha dinledi...
Alışılagelmiş bir hikayeydi onlarınkisi...
İyi dileklerini dilediler birbirlerine her zaman olduğu gibi....
Sonrası mı? 
Sonları bilindikti...
Kaset çalmaktan yıpranıp bozuldu,şarkı yarım kaldı..

Sevgiler Nes





Salı, Eylül 25, 2012

Bağımlılık...

 
Bağımlılığı sevmiyorum ben...

Çok sevildiğimi hissettiğimde kaçıp gitmelerim bu yüzden.

Şimdi sen karşıma geçip aşktan bahsettiğinde susuyorum ya! 

Kızıyorsun!

Bilmiyorsun tabi sigaraya bile başlamadım sırf bu yüzden...

Nes





Pazartesi, Eylül 24, 2012

Çocuk..




Kızgınım sana çocuk!
Her gördüğümde sana ters, asi, kötü davranacak ama arkandan kendimi tutamayıp ağlayacak kadar kızgınım...
Hep mantığım öne geçtiği için ve hep donuk bakıp hayata; hiç bir şey olmamış gibi hareket etmek durumunda bırkatığın için. 
İşine gelen değerleri var sayıp işine gelmeyen benim değerlerimi yok saydığın için...
Karşında duygularım yokmuşcasına, beni belki de olmadığım bir kalıba sokup aldırmaz, bağlanmaz hissetmez, üzülmez, düşünmez kısaca biyonikmiş  gibi yaşamaya mahkum ettiğin için...
Benim bir bayan olduğumu unutup kendi başıma ne kadar savaşabileceğimi hiç destek olmadan uzaktan izlediğin için. 
Hayatımda hep güçlüyü,akıllıyı,başarılıyı oynamak zorunda hissettirdiğin için. 
Ve de en çok artık fallarıma bile  çıkmadığın için kızgınım!!!
Beni öyle büyüttün ki çocuk; şimdi yolumu kendim bulabiliyorum, adımlarımı daha sağlam basıp senin gibilerini uzaktan tanıyabiliyorum... 
Zaten bu saatten sonra fal bile kapatmıyorum çocuk!!


Pazar, Eylül 23, 2012

Şehr-i İstanbul...


  


İnsanlar itinayla her şeyi ıskalamanın lüksünü bulmuş gibi, herkes cok yalnız ve bu şehir çok büyük...
Vefasız deme bana; senden daha güzel bir yer de bulamayacağımı biliyorum. Ama ben mutluluğu güzelliğe tercih ediyorum.. Seni terk etmek isteyişlerim hep bu yüzden...

Cumartesi, Eylül 22, 2012

Evet o Sensin!!!

     

          Hey senn!! Evet sen kendini öyle iyi biliyorsun ki... 
    Bütün yazdıklarımı üstüne alınabilirsin, anlamlar da yükleyebilirsin ama aynaya baktığında kendinle yüzleşmen ayrı bir olay bunu yapabilir misin?
    Bu senin için çok zor çünkü hayatı olduğu gibi yaşayanları hep küçümsersin. 
Yüreksizsin! 
   Sıradanlığı küçümserken farkında  bile değilsin o sıradanlığı yaşayacak kadar cesaretin yok senin...
  Kendini dev aynasında görürken nasıl sahte bir hayat yaşadığını idrak edemeyebilirsin...

   Öyle kaptırmışsın ki kendini yalan hayatına, düşlerinde kendine bile yok  yer yok senin.
Sen düşlerine kimseyi layık görüp almadığın gibi aslını da almıyorsun farkında değilsin... 

 Sennn evett sen çevremde gördüğüm 10 kişiden 8'i sin...
Ve bütün bunları okurken acaba bana mı diye heyecanlananlardan sadece birisin...

  

Cuma, Eylül 21, 2012

Kayıp Zaman


   






Keskin çizgilerim var benim. Keskin doğrularım gibi. Bir adım atmadan önce izlemeyi severim izleyip görmeyi..
Ağlamayı da yas tutmayı da bilirim oyun oynamayı sevmem hüzünlüymüş gibi.
Gözyaşlarım her kaybedileni daha net görmek için.
Fakat gözyaşlarımla birlikte gidenler bir daha hiç geri dönemediler...
İşte o zaman acıyarak bakarım kaybedilen zamana...
Sol yanımdan çok başımın üstü ağrır benim çünkü kalp ağrım senelerce geçmez bilirim. 
Ama malesef ki tüm bunlara rağmen şaşırabiliyorum ; hala şaşırdığıma şaşırarak. Hepsi geçer onu da biliyorum teslim olarak.
Kişiler hep en sevdikleriyle imtihan edilir derler ya, kırılan tek bir kalemden sonra gelen yeniler hep vazgeçildiler. Kendilerini sevildiler zannedip, üstlerine gereksiz anlamlar yüklediler...
Bilmiyorlardı tabi öncekini, öncekinin ne kadar çok sevildiğini bilseler yorum dahi yapamazlardı...
Şimdi bakıyorum da bir yerde okuğum sözdeki gibi , '' Artık elinizi uzatarak gökteki tüm yıldızları tutsanız ve başınız göğe değse bile benim için hep yerdesiniz.'' 
Bu kadar yorumun ardından kimi nereye oturtacağıma karar veremiyorum.
Yanlış o kadar fazla ki arkamdan konuşulanların bazılarına susup bazılarına konuşuyorum...

Tabi şimdi rol yapma zamanı; yoksa hep mi öyleydi farketmedim? Çok bilmişken çok mağrur çok görmüşken çok saf insanların hep bir kendine hava verme çabalarını yeni farkediyorum..
Bu bir tiyatro sahnesi madem. 
Yorumsuzluğa inat bazen yorumlar yapıyorum ama onay beklemiyorum her zamanki gibi yapıp izliyorum kim daha dost kim daha düşman...
ps: Şarkıda ki gibi ''All your smiles All is Fake...''

NES


Perşembe, Eylül 20, 2012

Sayenizde...


Bugünkü aklım olsaydı dün yaptıklarımı yapmazdım... 

Ama dün yaptıklarımı yapmasaydım bu günkü aklım olmazdı...


Alıntı...

Çarşamba, Eylül 19, 2012

Benim ne işim var burada?

     


          Bilgisayarım açık, önümde açılan bir sürü sekmeye bakıp kafamı toparlamaya çalışıyorum . 
Elim gidiyor duraksıyorum, bir kez daha Adele Set Fire To The Rain'i açıyorum daha sonra yazarım diyerek geçiştiriyorum... 
Sahi kaç gündür bu sahnede buluyorum kendimi? 
Boş bakıyorum son zamanlarda. Bir de bir türlü uyutamadığım bir uykum var... Huzursuz ruh hali diyorlarmış buna...
Albert Camus'un sözleri geliyor aklıma; ''Kendimi mi öldürsem, bir bardak Kahve mi içesem?'' 
Kahve diyorum kahve hep iyi gelir bana aptal insanlara anlatamadım hiç. 
Düşünüyorum da ''Camus'a kendimi hiç bu kadar yakın hissetmemiştim milyon tane şey yazılır bu lafın üstüne ama yazmam ''aaa insanlar ne derler!!'' diyorum kahvemi hazırlarken...
Onu derler, bunu derler derler oğlu derler konuları yokmuşcasına!!!
Evde kendi kendime konuşuyorum son zamanlarda. Öfkemden mi yoksa konuşup bir arpa boyu yol gidemediğim inslanlardan mı kaynaklı kendime sığınışım bilinmez... 
Her neyseee...

Yutuyorummm..

Susuyorum...

Sindiriyorum... 

Midem de kötü ne zamandır aslında yemek yemeyi de pek sevmiyorum... 
Kimseyi sevmiyorum ki yemek yemeyi seveyim... 
Beni yoruyor , yoran şeyleri sevmiyorum... 

Alkol mü?

Ara, sıra ama neşelendirmiyor, hüzünleniyorum artık... 
Hep; Benim ne işim var benim burada? halleri

- ''Ne oldu?'' diyorlar 

- ''Yoruldum'' diyorum...

Sahiden benim ne işim var benim burada???
Sevgiler Nes




Öne Çıkan Yayın

Sevmekte yorulur

Sevmekte yorulur. Defalarca sana anlatmak istediğim şey buydu aslında. Bir elin hep kapının kulpunda olduğu için anlayamadın sen ...

Blog Arşivi